DOLAR
Alış: 44.63
Satış: 44.81
EURO
Alış: 52.59
Satış: 52.80
GBP
Alış: 60.41
Satış: 60.86
KENDİNE GEL!
Merhaba sevgili okurlarım,
Bu satırları akşam saatlerinde, günün zihinsel tortusunu üzerimden henüz atamamışken yazıyorum. Siz bu yazıyı ne zaman ve hangi ruh hâliyle okuyacaksınız, bilmiyorum. Ama eminim, hayatın bir yerinde bu duygular size de dokunacak.
Bugün yine yoğun geçti… Fakat bu yoğunluk, ellerin değil zihnin yorulmasından. Hani bazı günler vardır, bir gün içinde on gün yaşanır ya… Zaman, parmaklarımızın arasından akarken bir tuhaf uzar, bükülür, hatta yok olur gibi hissedilir. Einstein’ın “zaman izafidir” sözü, işte tam da böyle anlarda anlam bulur. Bazen sanki dünya dönmeye devam eder ama biz o döngünün içinde değilmişiz gibi hissederiz. Görevler tamamlanır, işler yapılır; ama “ne yaşadın bugün?” deseler, birkaç cümleyle bile toparlanamaz. İşte o anlarda insan, bir durup kendine sormalı: “Ben neredeyim? Ben kimim?”
Hayat, bize önce masum bir başlangıçla kucak açtı. Dünyaya gözümüzü açtığımızda korunmaya muhtaçtık. İlk adımlarımızda sevinenler vardı, sonra aynı insanlar ilerlemeyelim diye yolumuza taş koydu. Ne tuhaf değil mi? Sevgiyle başlayan yolculuk, çoğu zaman mücadeleyle şekillendi. Büyüdük, değiştik. Önce evlat olduk, sonra öğrenci, çalışan, eş, anne ya da baba… Her kimlik yeni bir sorumluluğu beraberinde getirdi. Birbirini izleyen evrelerde, bir labirent gibi genişleyen bir hayata savrulduk. Her köşe başında yeni bir kimlik, yeni bir sınav…
Bir çocuk yetiştirmek, aslında bir insanlığı yeniden inşa etmektir. Ama önce insanın kendini yetiştirmesi gerekir. Çünkü çocuk, yetişkinin aynasıdır. Siz ne verirseniz, o onu yansıtır. Bu nedenle ebeveynlik, sadece fiziksel bakım değil; ruhsal bir miras da bırakmaktır. Ve bu miras, iyi ya da kötü, nesilden nesile aktarılır.
Kimi çocuklar kötü bir aile ikliminde büyür. O evlerde, çocuk önce sessizce ölür. Vaatler verilmez, sevgiler eksiktir. Ne yaparsa yapsın yetemez. Özgüveni kırık, değersizlik duygusu içselleşmiş bireyler çıkar oradan. O çocuk, yarın bir gün bir başkasının annesi, babası olur ve hikâye aynen devam eder. Ta ki… biri zinciri kırana kadar.
İşte o kişi ailenin alfa kurdudur.
Yani içsel gücünü fark eden, cesaretle geçmişine bakan ve “Bu böyle gitmeyecek” diyen kişidir o. Zinciri kırar, ruhunu onarır ve kuşaktan kuşağa sürüklenen travmanın önüne bir set çeker. Kırgınlıklarının içinden bir şifa çıkarır. İşte dönüşüm burada başlar.
Sevgili okur, bu yazı bir hatırlatma aslında… Kendine gel. Çünkü kim olduğunu hatırladığında, başkalarının kim olabileceğine de ışık tutarsın. Bazen sadece bir kişi yeter. Bir alfa kurt. O kişi neden sen olmayasın?
Sevgiyle kalın…
Eğitimci Yazar
Filiz Şengül
Benzer Yazılar
-
IRKÇILIK HASTALIKTIR
-
İnsan kalabilmek
-
Sosyal Medya Bağımlılığı
-
Hukukun Üstünlüğüne Uyulması Talebi Değil, Zorunluluktur
-
Yeterli uygunluğu olmayan işletmelerde çıkan yangınların temelinde denetimsizlik yatıyor.
-
ÖNCESİ VE SONRASI İLE 12 EYLÜL
-
Bir Kadının Yaşam Mücadelesi
-
Çelişkili kalem yazarın kişiliğidir
-
Okumadan Okutan Bir Kadın: Koçgirli Naciye Sultan’ın Hayat Hikayesi
-
CUMARTESİ ANNESİ
-
Otogarda Biletler “Ek Sefer” Adı Altında Karaborsa
-
Yangınlar