Bu söz hayatın karmaşık akışında dengeyi bulmanın ve iç huzuru yakalamanın önemini vurgular. Her şeyi bilmenin, her…

Bu söz hayatın karmaşık akışında dengeyi bulmanın ve iç huzuru yakalamanın önemini vurgular. Her şeyi bilmenin, her şeyi duymanın ve her şeye şahit olmanın her zaman iyi olmadığını anlatır. Bazen bazı şeylere gözlerimizi kapatmak, bazı seslere kulaklarımızı tıkamak, hatta bazı gerçekleri görmezden gelmek, ruh sağlığımız ve ilişkilerimiz için bir lüks değil, bir zorunluluk haline gelebilir.

Hayat, bizi acıtan, üzen veya öfkelendiren birçok gerçekle doludur. Yakın çevremizdeki kıskançlıklar, haksızlıklar, ihanetler veya toplumdaki adaletsizlikler… Bazen bu gerçeklerle yüzleşmek, içimizde derin yaralar açabilir. İşte tam da bu noktada “kör olmak” devreye girer. Elbette, bu körlük bir kaçış veya sorumluluktan uzaklaşma değildir. Aksine, kendi iç dünyamızı korumak, gereksiz yüklerden arınmak ve enerjimizi daha yapıcı alanlara yönlendirmek için bir seçimdir. Her şeyi bilmek, insanı bazen paranoyak, bazen de yorgun düşürebilir. Bazı şeyleri bilmemek, daha huzurlu bir yaşam sürmemize olanak tanır.

Toplum, dedikodularla, eleştirilerle, olumsuz söylemlerle çevrilidir. İş yerinde çıkan fısıltılar, sosyal medyada dolaşan kötü niyetli yorumlar veya yakın çevremizden gelen yıkıcı eleştiriler… Bu seslerin her birini dinlemek, ruhumuzu kirletebilir ve motivasyonumuzu düşürebilir. “Sağır olmak” burada bir savunma mekanizması olarak işlev görür. Kulağımızı faydasız, yıkıcı ve zehirli seslere tıkamak, kendi yolumuza odaklanmamızı, iç sesimizi dinlememizi ve gereksiz gürültüden arınmamızı sağlar. Bazen en büyük erdem, duymamız gerekeni değil, duymamayı seçtiğimiz şeyleri ayırt edebilmektir.

Peki, ne zaman kör, ne zaman sağır olmalıyız? Bu, hayatın incelikli bir dengesidir. Elbette, kör ve sağır olmak, duyarsızlaşmak veya sorunlara sırt çevirmek anlamına gelmez. Önemli olan, neyin bizi ileri taşıyacağını, neyin ise geri çekeceğini ayırt edebilme yeteneğidir. Bazen bazı şeyleri görmezden gelmek, büyük resmi daha net görmemizi sağlar. Bazen bazı sesleri duymamak, içimizdeki sükûneti bulmamızı kolaylaştırır.

Sonuç olarak, hayatın bize sunduğu tüm uyaranlara karşı sürekli açık olmak, insanı yıpratır. Bazen bilgelik, bilmediklerimizde; güç ise görmezden geldiklerimizde gizlidir. “İnsan bazen kör, bazen sağır olmalı” sözü, kendi iç huzurumuzu korumak, gereksiz yüklerden arınmak ve daha anlamlı bir yaşam sürmek için bize yol gösteren, bilgece bir öğüttür. Bu, bir zayıflık değil, aksine güçlü bir kişisel sınır belirleme ve kendini koruma eylemidir

İLGİLİ HABER IRKÇILIK HASTALIKTIR Yayınlanma Tarihi: