Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeni dünya düzeninden günümüze kadar uzanan süreçte, ABD’nin ve İsrail’in birlikte İran’a darbe…

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeni dünya düzeninden günümüze kadar uzanan süreçte, ABD’nin ve İsrail’in birlikte İran’a darbe vurması sürekli gündemde idi ve İran’ın nükleer programı bu süreçte gerekçe olarak öne sürülüyordu.
Asıl meselenin nükleer program olmadığını sanıyoruz. Çünkü İran’ın sahip olduğu enerji kaynakları, Basra Körfezi’ni ve Hürmüz Boğazı’nı kontrol eden konumu, ve mevcut rejim nedeni ile hedef ülke olduğu aşikardır.
İranlı kilit isimlerin öldürülmesi ile başlayan, İsrail’in hava gücü, İran’ın ise füzelerle etkili olmaya çalıştığı bu harekât, havadan yapılan darbelerle sınırlı bir savaş olarak gelişti.
ABD Başkanı Trump, İran’ın nükleer tesislerini gelişmiş mühimmat ile darbe vurarak savaşı, güç gösterisine dönüştürdü.
ABD benzer, şiddetli güç gösterisini, İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonya’da Hiroşima ve Nagasaki’ye bombalar atarak yapmıştı. ABD, İran’ın nükleer tesislerini vurarak gelişmekte olan Çin-Rusya-İran-Kuzey Kore blokuna gözdağı vermeyi amaçlamıştı.
Trump gümrük vergisi projesinde istediği sonucu sağlayamadı ve üretimde, ticarette ve hatta teknoloji geliştirmekte Çin’in giderek gerisinde kalan ABD, askeri güç gösterisi ile küresel konumunu koruyabileceği yanılgısı içine düştü.
Bu savaşta İsrail’in başarılı olup olmadığını anlamak için istenilen siyasi hasılaya bakmamız gerekir. Bu harekât İran’da ülkenin güvenlik zafiyetlerini kolayca istismar edebilmiş ve özellikle de nükleer tesislerde ciddi hasara neden olmuştur. Ancak nükleer programın kilit unsurları yok edilememiş, program sona erdirilememiş, rejim değişikliği ise gerçekleştirilememiştir.
Kısa süren bu savaşta İsrail’in, ABD’nin katkısına rağmen siyasi amaçları sağlayabilecek araçlardan ve olanaklardan yoksun olduğunu ve bu nedenle de İsrail’in uyguladığı stratejinin dengesiz ve hatalı olduğunu belirtmemiz gerekir
Özetle, İsrail bu savaştan beklediği siyasi hasılatı gerçekleştirememiştir.
İKİ ÜLKE DE ZAFERİ KUTLADI..
İşin bir diğer ilginç yanı her iki ülkede zafer kazandığını söyledi. İsrail Başbakanı Netanyahu, “Nesiller boyunca ayakta kalacak tarihi bir zafer kazandık” dedi.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da İran halkının “büyük zaferini” kutladı.
Ateşkes haberi sonrasında İran’ın başkenti Tahran’da toplanan kalabalık gruplar, zafer kutlaması yaptı. İnkılap Meydanı’nda toplumun birçok kesiminden İranlının katıldığı gösteride, eylemciler ellerinde İran bayraklarıyla ABD ve İsrail’e karşı öfkelerini dile getirdi.

Nihayet 12. gün sonunda her iki tarafta ateşkesi kabul etti ve çatışmalar durdu. Sonuç olarak, İsrail-İran arasındaki ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz. En önemlisi de bu ateşkesin kalıcı olmasıdır.
Ayrıca Gazze’deki insani trajedinin bir an önce sonlandırılması ve Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın diyalog yolu ile barışçıl bir şekilde çözüme kavuşmasını arzu ediyoruz.
Çünkü önemli olan insanların öldürülmesi değil, yaşatılmasıdır.

LB Leyla BARAN

İLGİLİ HABER IRKÇILIK HASTALIKTIR Yayınlanma Tarihi: