Yastık yorganı olmayan yerden
Issız kalmış gecelerin karanlığında
Usulca koynuma yaklaşan ölümden
Demir ranzaların arasından
Nemli pas almış beton duvarlardan
Bir yazın ortasında kalem tutmayan elden
Göçebe olmuş turnalardan gidiyorum
Onca yük aldığım demi vurulmuş
Demir oymaklıkların arasından
Senden olan divanê dediğimiz günden
Karaya vurmuş vapurun iskelesinden
Üsküdar dediğin kaşî çatık adalardan
Uzunca iki göz arasından
El ayak çekilen yaslı gecelerden
Yıldızların kayması gibi gidiyorum
Deniz vuran dalğalarından
Kilyoston avğvanın mahtemli
Güneş vuran tarıma düşmüş
Gölünden yeşile çalan yosunların güzeliğinden
Bir İstanbul masalından
Kara tren haydarpaşa garından
Kız kulesi arasından bir İstanbul’dan
Issız soguklara düşen sokaklardan
Biten dostlukların arkadaşlıkların
Karanlığa düşen günün içinden
Ellerini bagına baglamış bir kendindem giderim
Belaya sararak ten rengi kaybolan gözlerden
Usulca koynuma sokulduğun geceden
Sessizce canı yakmadan canımı yakarken giderim
Belaya cîgaramda sarılmış kahve tadında
Elveda demeden üşüdüğüm
Yastık yorgandan bir başıma belaya sarar giderim
Şaîr yazar Şahin SUSTAM
Yayınlanma Tarihi: